19 Kasım 2009 Perşembe

Google Çeviri’de yenilikler var


googleİnternet de metin ve web sayfası çevirisi yapmak için birçok site mevcut fakat bunlar içerisinde en çok kullanılan ve en iyi sonucu veren adres olanGoogle Çeviri (Translate)‘ ye iki yeni özellik eklendi. Bunlardan birincisianlık çeviri diğeri ise japonca, çince gibi farklı alfabeler kullanan dillerde çeviri yaptığınız zaman yapılan çevirinin latinleştirilmesi yani latin alfabesine uygun hale getirilmesi özelliği. Bahsedeceğimiz ilk özellik anlık çeviri özelliği. Daha önce çeviri yapmak için yaptığımız işlemler şöyledi; çevirmek istediğimiz metni giriyor daha sonra tercüme et butonuna tıklayıp sonucu görüntülüyorduk. Ancak bu yeni özellik ile metni girmeye başladığınızda çeviride başlıyor. Yani anlık olarak yazdığınız metnin sonucunu altda görüyorsunuz.

google-çeviri1

Yeni eklenen ikinci özellik ise biraz önce basettiğımız latinleştirme özelliği. Örneğin Türkçe’ den Japonca’ ya bir çeviri yaptınız ancak karşınıza gelen sonucu okumanız veya telafuz etmeniz japon alfabesinden anlamıyorsanız nerdedeyse imkansız. Bu noktada Google Çeviri’ deki bu yeni özellik devreye giriyor ve çeviri sonrasındaki sonucun bizim de kullandığımız latin alfabesine çevrilmiş halini karşınıza getiriyor. Bunu yapmak için ise Latince alfabeyle göster şeçeneğine tıklamanız yeterli oluyor.

google-çeviri2

google-çeviri3

Hayatımın Anlamısın

Hayatımın anlamı sensin birtanem,

Gülücüğümün anlamı sensiz,

Sensiz hayat olmazdı birtanem,

Hayatımın anlamı sensin.


*********

Gülücüklerin bana hayat veriyor birtanem,

İçimi ısıtıyorsun gözlerinle,

Kalbin öyle temizki birtanem,

Hayatımın anlamı sensin.


Nusret DANDIL ‘

18 Kasım 2009 Çarşamba Günlüğüm

  • Müthiş bir baş ağrısıyla sabah saat 5:20′de kalktım ekmek aldım geldim.
  • 6 TL’ vardıharcadım okuldan eve gelene kadar:)
  • 12:20′de evdeyim.
  • 14:00′da pc’nin başına oturdum
  • 18:00′da kalktım.
  • Sonra neler olduysa üstüste giyindim ölüyordum adeta.
  • 21:30′a kadar yatmış kalmışım uyanmak istemiyorum yatağımdada değilim.Zorla kaldırıldım.Sanırsam 22:00′dı tam yattığımda.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Bazı inandığımız koca karı masalları:)

Evet Hepimizin inandığı bir kaç koca karı masalları vardır:).Bu yazımda bunlardan bahsedeceğim.Örneğin Nazar Boncuğu:)İnsana sorarsın bir yerde görünce arkadaşım bu ne işe yarıyor tabikide cevabı budur nazar değmeyecek varmı böyle bir şey topraktan yapılan bir şeye nazardan korur diyorsunuz:).Bir örnek daha vereyim bazı evlerin girişlerince keçi boynuzları boğalar nallar var kimine göre kem gözden korur kimine göre hırsızlardan,musibetten korur bunlarıun hepsi sahtedir.Bu tip şeyler bence koca karı masallarıdır.Kur’an-ı Kerimde böyle bir şey yoktur:)

Siz siz olun asla inanmayın bunlara Saygılarla…

Başarının Temel Adımı Çalışmak

ÇalışmakBaşarıyı herkes ister öyle değilmi?.Her insan başarı için çırpınır durur ancak kimisi başarırken,kimisi başaramaz.Neden başaramayız işte sorunda budur işte bu yazımızda bunu ele alacağız…

Başarının temel adımı çalışmaktır.Ancak bu çalışma işi günümüzde çok ama çok abartılmaktadır.Acaba çok mu korkuyoruz?.Sınav diyoruz ve sınavdan korkuyoruz sorunda burdadır “Kormakta”dır.Aslında bundan kormamak ve planlı çalışmak gerekmektedir.Şimdi size bunun püf noktalarını anlatmak istiyorum.

Çocukların en büyük sorunu stres.Stresin en büyük sebebi ise,çalışmamak istememesidir ve ailelerinde buna büyük dert yaratmasıdır.Aileler genelde çocuklara başkalarını örnek verir ama bu hatalıdır.Çünkü çocukları derde sokar ve sıkar.Sizin yapmanız gereken onu eğlendirerek ders yaptırmak.Öncelikle çocuklarınsize inanması için ona en çok istediği bir şeyi alın ve eğlendirmeye çalışın.

Peki Nasıl Olacak Ders çalıştırarak eğlendirme..*?
Öncelikle işe bir istediği şeyi almakla başlayınız.Ancak sonra bunu hemen çok çalışacaksın bineceksin gibi anlatmayacaksınız.Öncelikle çocuğunuza bir şey vaadedip yemin etmeniz gerekiyor ve işte bunun içinde şart koşmanız gerekiyor.

Bunu Nasıl Yapacağız…*?
Sözünüzün tutmanız için senin bugünden başlayarak soru çözmen vs. gibi demeniz lazım ki çocuk çalıssız.Ancak günlük olarak aynı planda çok olarak değil..

Peki Nasıl Soru Çözmesini İsteyeceğiz?
Haftada 100′er 100′er artarak 1000′e kadar çıkartıp sonra tekrar başlatıcaksınız.

Sorular Hangi Düzende Çözülecek ve Alt Limit Kaç Olacak?
200′ yada 100′den çözdürtmeye başlatın.Ve bir küçük deftere cevaplarını şık olarak yazsın ki tekrar kitaba başlayabilsin.

Nusret Dandıl’ın Kaleminden

Japonyalı Gelin

24 Ekim 2009 Tarihinde Foxta yayınlanan Japonyalı Gelin filmini açtım daha yeni başlamıştı.

En başta dedimki komedi filmi buldum:).Ama hiçte öyle değilmiş biraz komedi çokçada üzücüymus.

Filmi izlerken nerdeyse ağlayacaktım gözlerim doldu gerçekten.Hele sonlarına doğru gelin gerçeği kayınbabasına anlatıyor.Ertesi gün gerçek gelini geliyor ve bunu japonyalı gelin kayın babasına söylüyor ve gidiyor işte tam bu bölümde ağlayacaktım:).Gerçek gelini odasına girince babanın lafı aynen şu;

“Git ve bana gelinimi getir”.Bunun üzerine oğlan yukarıya gelinin odasına cıkar ancak gelin gitmiştir. Gelinkendisine bir arabanın carpmasını ümit ederk arkadaşıyla gözlerini bağlar ancak çarpılamazlar ve gözlerini açtıklarında ise oğlan karşılarında durur.Ancak filmin sonuna kadar bir telefon komedi içindir:).Japonyalı Ayumi ve arkadaşı Ömer’in arabasına binmeden önce başka bir adamı taciz girişimi ile suclarlar ve telefonu calarlar:).Daha sonra onlar mola yerine gidince telefonu calınan adam telefon klübesinden telefonu calan Ayuminin arkadaşını arar.daha sonra kadın masadan kalkar ve aynı mola yerinde adamı görür:).Daha öncesini merak ederseniz arabadaykena damın karısı arar ve arabada adama iş kandınıymış gibi görunmeye çalışan ayuminin arkadaşı adamın karısına abuk subuk laflar eder:)

En sonunda ayuminin arkadaşı ve adamın karısı konakta karşılaşırlar sohbetleşirler çünkü adamın karısı telefonu onun çaldığını bilmemektedir.

Daha sonra doktorum diye herkezi kandıran bayan gitmelerini istedik sonra adamın karısı giderken çantasına atmayı başarır ve telefon hikayesi biter:)

Bence bulursanız izleyin…Saygılarımla

Bu Sene Pc’me indirdiğim ve aylık formatımda giden oyunlar..

1-Counter strike 1.5

2-Counter Strike 1.6

3-Fıfa 08 demo

4-fıfa 09 demo

5-metin 2

6-Knight Online

7-istanbul Kıyamet Vakti(İKV)

8:Cabal Online…

2-3 tanesi benim formatımda gitti diğerleride abimin attığı formatlarda:)Şansızlık dizboyu.Hepsindede sınırını aşmıştım ama:)

17 Kasım Salı Günümün Özeti..

Eh 5:20′de kalktım.El yüz vs.
6:15′te çıktım evden bu kez:)
1:30′da eve geldim internet cafede takıldım az.
Hemen 5 dakika içinde Sarıçam Milli Eğitim’e gittim.
Saat 4:20′de eve geldim.
8:09′a kadar pc.
Günün Olayı–> Yatağıma geldim geniş aile izliyordum araya reklam girdi kapattım şarj bitmesinde fazla izleyim diye reklamda.Uyumamak için ayağımı kıprattım telefonun tuşuna bastım ama uyumuşum müthiş sinirlendim..

17 Kasım 2009 Salı

Televizyonun Yararları ve Zararları

Nerden estiyse kafama esti işte:).Sosyal bilgiler öğretmenimiz araştırma ödevi vermişti Televizyonun Yararları ve Zararları.E herhalde başkalarıda bu ödevi yapar diye düşündüm ve burda vermeye karar verdim:).İşte ödev:)

TELEVİZYON VE ÇOCUK TELEVİZYON İZLEMENİN YARARLARI

Çocukları eve bağlar, aile bireylerini bir araya toplayarak aralarında yeni ortak ilgilerin doğmasını sağlar. Aileler için bir kültür kaynağı ödevi görür. Çocukları düşünmeye teşvik eder. Çocukların ilgi ve yaşantı alanlarını genişletir. Çocukların estetik zevklerini genişletir. Çocuğun kelime hazinesini genişletir. Televizyonu genel olarak düşündüğümüzde çocuklar için okul yoluyla düzenlenmiş, sistemli, amaçlı öğrenim için kullanabileceğimiz bir araç haline dönüşebilir.

TELEVİZYONUN YARARLARI
Televizyon bir kitle iletişim cihazıdır. Yani, televizyon dünyada olup bitenleri bize en kolay yoldan haber verebilecek, diğer insanlarla düşüncelerimizde benzerlik veya farklılık olup olmadığını sınayabileceğimiz, bütün bunların yanı sıra insanlarla ortak konularüzerine konuşmamızı sağlayan (diziler, maçlar, haberler) ve bu anlamda insanı sosyalleştiren (derinine inildiğinde tekdüzeleştiren) bir cihazdır. Televizyon işlerimizde de bize yardımcıdır, mesala ertesi gün havanın nasıl olacağını televizyondan öğreniriz ve buna göre önlemimizi alırız, veya köprüde trafik olduğu söylenirse 2. Köprüden gideriz. Ayrıca ekonominin gidişatı yani bizim uğraştığımız meslekle ilgili bilgilere de televizyon sayesinde sahip oluruz. Mesala bir milletvekili dolar yükselecek derse; hemen dolara yükleniriz.

Aslında iyice düşününce televizyonla doğmuşsak onsuz yaşamanın zorluğunu göz ardı edilemeyeceğini görürüz. Çünkü televiyonu herkez izler, ve o dünyayı bizim ayağımıza getirmiyor desek yalan olur. UEFA kupası finalini televizyon olmasa nasıl izlerdik? Bir yolu var tabi ki; Maça gitmek, tamam gidersin ama bir gidersin iki gidersin insanın bütcesi dayanmaz buna, ayrıca her maçı izlemek isteyen stada akın etse bu etkinliğe stad dayanmaz. Bu örnek bence güzel bir örnek çünkü futbolu da populer yapan televizyondan başkası değildir. Bu özelliğin yanı sıra haberlerde fakirleri de görüp onlar hakkında içimizin sızlaması televizyonun duygularımızı da kontrol eden bir cihaz olduğunun kanıtıdır…

Kitle iletişim araçlarından en önemlisi olan televizyon, şüphesiz 20. yüzyılın en büyük icatlarından idi. Çağın gelişmesine büyük katkısı olmuştur, yararlarını gözden kaçırmamak gerekir. Fakat bizden alıp götürdüklerini de görmezden gelemeyiz. Kaçımız televizyonun hayatımıza maliyetini hesapladık? Örneğin: Günde 2 saatimizin tv başında geçtiğini varsayalım. Yani bir yılda 730 saat demektir bu. Buda 45 gün ve 45 gece eder. Ki, şu da bir gerçektir; pek çoğumuz günde 2 saat ile yetinmeyiz.Televizyonun bireylere zararlarını, kabaca, tek tek sıralayalım:

1-Televizyon karşısında büyüyen çocukların sosyalleşme, bireyselleşme ve psikososyal yönlerinin hepsi eksik ya da yetersiz kalacaktır. Duygusal ilgi, sevgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine, çocuğun televizyon karşısında kalması çok sakıncalı bir durumdur.

2-Magazin programı adı altında birçok yayın, seviyesiz eğlence kültürünü aşılar.

3-Dört – yedi yaş arası çocuklarda tv’ nin çok fazla izlenmesi, çocuğun dil ve sosyal gelişiminde birtakım sıkıntıların oluşmasına sebep olur. Çocuk bu dönemde, tv’ de gördüğü görüntüleri tamamen somut olarak yorumlar. Örneğin, bir çizgi filmde gördüğü bir sahneyi kendiside yapmaya çalışabilir. Ayrıca çocukların bu dönemde izleyeceği korku, gerilim ya da aşırı şiddet içeren görüntülerden aşırı derecede etkilenebilir ve bunun sonucunda çocukta uykusuzluk gibi problemler baş gösterebilir.

4-Birçok tv programı insanları gerçeklerden koparır,

5-Televizyonda dönen reklamlar, sadece kazanç uğruna birçok değeri çiğner.

6-Tüketim uğruna birçok yanlış, doğru gibi gösterilir.

7-Birçok tv kanalında şiddet görüntüleri artık sıradan hale geldi. Televizyon şiddete meyilli fertlerin yetişmesine vesile oluyor,

8-Televizyon kanalları çoğunlukla başka kültürleri özendirir,

9-İnsanların reyting uğruna kullanılması,

10-Tv’ de hoş gibi gözüken, fakat gerçekte seks, şiddet gibi öğeleri vurgulayan davranışları ön plana çıkaran çok fazla program vardır.

11-Televizyon insanları tembelleştirir. Günde 4 saatten fazla tv izleyen çocuklar, aşırı kilolu oluyor.

12-Okumak yerine televizyondaki programlar vesilesiyle bilgilenmeye – öğrenmeye çalışmak, okuma kültürünü öldürüyor.

13-Tv’ ye bağlı olarak yaşamak, çok ciddi bir sorundur. Örneğin; tv’ ye çok bağlı olan insanlar aksayabilir.

14-Çok fazla tv izlemek enerji kaybına neden olur,

15-Tv’ ler ile insanlara “çalışmadan köşeyi dönme” zihniyeti aşılanıyor.

Televizyonun bunlara benzer daha pek çok zararlı etkisini sayabiliriz. En güzeli kendimizi çok fazla kaptırmamak ve mümkün oldukça televizyondan olumlu bir şekilde yararlanmaktır.

Umarım yararlı olmuşumdur…

16 Kasım Pazartesi Günlüğüm

  • 5:15′te alarm çaldı ben 5:30′a kadar yattım.
  • 6:20′de okulun yolunu tuttum.
  • Okul bitti ben 12:25′te eve geldim.
  • 1:30′da bilgisayara geçtim.
  • 6:00′a kadar oynadım:)
  • Biraz ödev.
  • 7:30′dan 8:30′a kadar gene yatakta uyudum çözümü varmı:)
  • Kalktım saat 9′du yattım tekrar:)

15 Kasım Pazar Günlüğüm

  • Sabah 6′da kalktım nasıl birşeydir anlamadım:)
  • Napayım bakkala gidip ekmek aldım.
  • Bugün genede bayağı bir pc oynadım.
  • 14:00 ile 16:30 arası bir arkadaşımdaydım
  • Gün çok kısadır hayat gibi.Ölümsüz kahramanlar izliyordum pc’den sonrada uyku basmış bitmeden annem kapatırken yakaladım onuda izleyemedim yani.